Denizlerimiz, yalnızca ekolojik bir hazine değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik hayat damarlarından biridir. Ülkemizin üç yanını saran bu engin su kütleleri, başta kıyı tesisleri olmak üzere pek çok endüstriyel ve ticari faaliyet için hayati bir zemin oluşturur. Ancak bu tesislerin operasyonları, dikkate alınması gereken ciddi bir riski de beraberinde getirir: deniz kirliliği.
Bir kaza, teknik bir arıza ya da beklenmedik bir sızıntı sonucu denize karışan kirleticiler, sadece ekosistemde uzun vadeli ve geri dönüşü zor tahribatlara neden olmakla kalmaz; aynı zamanda işletmelere altından kalkılması güç, ağır mali mesuliyetler yükler. İşte tam bu kritik noktada, Kıyı Tesisleri Deniz Kirliliği Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası devreye girerek hem çevrenin korunmasına katkı sağlar hem de tesisinizin finansal geleceğini sağlam bir güvence altına alır.
Bu Sigorta Neden Mecburidir ve Ne Tür Güvenceler Sunar?
Türk hukuk mevzuatı, denizlerin ve kıyıların temiz tutulmasına yönelik kesin ve katı yükümlülükler belirlemiştir. Bir kıyı tesisinden kaynaklanan kirliliğin tamamen temizlenmesi, kontrol altına alınması ve bu kirlilikten zarar gören üçüncü şahısların tazmin edilmesi, tesis işletmecisinin doğrudan yasal görevidir. Bu sorumluluk, tahmin edilemeyen anlarda işletmelerin bütçesini zorlayacak devasa maliyetlere yol açabilir.
Bahsi geçen mecburi sigorta poliçesi, tesis işleticisinin deniz kirliliğinden kaynaklanan finansal sorumluluklarını kapsamlı bir şekilde teminat altına alır. Bu sigorta, özellikle şu iki temel gider kalemi için mali kaynak sağlar:
- Kirliliği Temizleme ve Yayılmayı Önleme Giderleri: Kirliliğin hızlıca izole edilmesi, yayılmasının engellenmesi ve kirlenen deniz alanının veya kıyı şeridinin eski doğal durumuna döndürülmesi için yapılan tüm operasyonel harcamalar.
- Üçüncü Şahıs Tazminatları: Kirlilik sebebiyle doğrudan ekonomik zarara uğrayan, başta balıkçılık ve turizm sektöründeki işletmeler olmak üzere, tüm ilgili üçüncü taraflara ödenecek yasal tazminat bedelleri.
Bu poliçe, işletmeler için sadece bir yasal zorunluluk değil, aynı zamanda çevresel risk yönetim stratejisinin en önemli parçası olarak kabul edilmelidir.
Hangi Tesisler Kapsam Dahilindedir?
Bu zorunlu mesuliyet poliçesi, kapsamı yalnızca petrol ve türevlerini işleyen büyük terminallerle sınırlı değildir. Denizcilik faaliyetleriyle yoğun etkileşim içinde bulunan geniş bir kıyı tesisi yelpazesini ilgilendirir. Yasal düzenlemelere göre; tehlikeli maddeleri elleçleyen veya depolayan, gemi söküm, inşa ve onarım faaliyetleri yürüten, liman, iskele ve rıhtım işletmeciliği yapan tüm tesisler bu sigortayı yaptırmakla yükümlüdür. Denizle doğrudan temasta olan bu kritik operasyonlar için sigorta, hem yasal uyumluluk hem de iş sürekliliğini sürdürme adına kritik öneme sahiptir.
Zorunluluğun Ötesinde: Sürdürülebilirlik Taahhüdü
Kıyı Tesisleri Deniz Kirliliği Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’na sahip olmak, basitçe bir yasal şartı yerine getirmekten çok daha fazlasını ifade eder. Bu, işletmenizin çevreye olan saygısının ve kurumsal sosyal sorumluluk bilincinin net bir göstergesidir. Olası büyük bir çevre felaketinde, bu teminatın olmaması, şirketin mali çöküşüne dahi yol açabilecek sonuçlar doğurabilir. Öte yandan, poliçenin varlığı; paydaşların, tedarikçilerin ve kamuoyunun nezdinde güvenilirlik ve itibar tesis eder.
Sonuç olarak, denizlerimize ve kıyılarımıza verdiğimiz her zararın eninde sonunda ekonomik ve sosyal yaşamımıza geri döneceği unutulmamalıdır. Bu perspektiften bakıldığında, kirlilik önleyici proaktif tedbirlerin yanı sıra güçlü bir mali güvenceye sahip olmak, kıyı tesisleri işletmecileri için artık bir lüks değil, stratejik bir gerekliliktir.



